Ana Menü
MESSENGER

Baslat
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 215
· En Yeni Üye: sirioN
Forum Başlıkları
En Yeni Forum Başlıkları
· Bilmece-Bulmaca
· ayvagediği nostalji ...
· Hoşçakalın...
· lütfen özünüze dönünüz
· yazarlarımız...
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
· En popüler kim? [43]
· Bilmece-Bulmaca [33]
· okuLa niçin gitme... [16]
· FuLL Program Arşivi [13]
· Derslere göre öğr... [9]
En Son İncelemeler
· ÇAPARCA SÖZCÜKLER
En Çok Başlık Oluşturanlar
melossum 66
SMLTMZ 26
Hasretim 14
gulcan 6
caparpolisi 6
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 139535
Site806 gündür açık
173 ziyaretçi / gün
Resim Kategorileri
YARINLARIMIZ
OKUL ALBÜMÜ
NOSTALJİ-1-
ÇAPAR-AYVAGEDİĞİ-1-
AYVAGEDİGİNDE YETİŞEN MEYVE VE SEBZELER
AYVAGEDİĞİ-ÇAPARDAN-5-
AYVAGEDİĞİ-ÇAPARDAN PORTRELER-4-
AYVAGEDİĞİ-ÇAPARDAN PORTRELER-3-
AYVAGEDİĞİ-ÇAPARDAN PORTRELER-2-
AYVAGEDİĞİ-ÇAPARDAN PORTRELER-1-


Sitemizden Yararlanmak İçin

Lütfen Üye Olun..


Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin
Paronaya İhtiyacı (68 Kere Okunmuş)
Mayıs 03 2009 14:03:25 tarihinde Mehmet tarafından yazılmış:
../../infusions/koseyazilari/images/yok.png

Milletlerin kaderine hükmeden/hükmetmek isteyen kaba kuvvet temsilcileri, öteden beri, ideolojileri adına veya yaptıkları kötülükleri meşru ve makul gösterme hesabına yığınlarda her zaman ürperti hasıl edecek şeyleri kullanagelmişlerdir; yani, "ideoloji tehlikede", "modernite tehdit altında", "her yanda demokrasi düşmanları var", "laiklik gitti, gidiyor…" gibi yavelerle sürekli saf halk yığınları arasında korku ve telaş uyarmış ve ülkeyi bir baştan bir başa adeta tımarhaneye çevirmişlerdir.
Bunları yapanların ya kendileri de paranoyak veya gaye ve hedeflerine ulaşabilmek için böyle toplumsal bir paranoyaya ihtiyaç hissediyorlar; hissediyor, bazen aldatabildikleri veya robotlaştırdıkları insanlarla şöyle-böyle bir terör estiriyor; bazen gelecek adına saf kitleleri endişe ve telaşa sürüklüyor; bazen kitle imha silahları ve NBC yalanlarıyla herkesi aldatıyor/aldattıklarını sanıyor; bazen de irtica yaygaralarıyla hiçbir şeyden haberi olmayan yığınlar arasında korku ve telaş meydana getirip, onları türlü türlü vehimlere, daha doğrusu toplumsal paranoyaya sürüklüyorlar.
Millet, aslı-astarı olmayan vehimlerle kıvranıp durmuş, toplum paranoya yaşamış, onların umurunda bile değil; onlarca önemli olan, o bir avuç oligarşik azınlığın mutluluğu, onların çıkarları ve kaba kuvveti elinde bulunduranların hakimiyet ve istibdadıdır. Bunlar, postmodern işgallerine, tagallüplerine, tahakkümlerine "sistem tehlikedeydi", "resmi ideoloji sarsıntı yaşıyordu", "nükleer silahların insanlığı tehdidi söz konusuydu", "çağdışı görüntüler temaşa zevkimize ilişiyordu.." diye bir kısım bahaneler bulup, sonra biraz da bunları yalanlarla besleyince, artık top onların, çevkan onların, istedikleri gibi hareket edebiliyor ve istedikleri her yere rahatlıkla müdahalede bulunabiliyor; cinayetler işliyor, ocaklar söndürüyor ve bütün bunları saf yığınların ruhunda uyardığı paranoyaya emanet ediyorlar.
Paranoya, her şeyden şüphe etme, şundan-bundan kötülük geleceği endişesi içinde bulunma, kendini güvensiz hissetme ve vehimle oturup kalkma hastalığı. Bazen buna, bencillik, kibir, gurur, yaptıklarını beğenme gibi hususların da inzimam etmesi söz konusu olur ki, artık o zaman böyle biri tam bir psikopat ve bir deli demektir.
Hekimler, psikopatlar arasında paranoyak bünye gösterenlerle alakalı bilhassa şu hususlara dikkat çekerler: 1 - Kendine fevkalade değer verme; kibir, gurur ve çalım… gibi tavırlarla "ben" hipertrofisi; 2 - Herhangi bir haksızlığa uğrama, zulme maruz kalma düşüncesi uyaran güvensizlik ve aşırı şüphecilik marazı; 3 - Düşünce çerçevesini belirleyecek olan muhakemelerindeki yanlışlık ve hatalardan ötürü vehim yaşama; sonra da içine düştüğü evhamı güçlendirme adına saçma ve gayr-ı mantıki deliller üretme hastalığı; 4 - Nihayet herkesi tutarsız ve güvensiz gördüğünden sosyal uyuşmazlık ve emniyetsizlik bunalımı. Eksik veya tamam, onlara göre paranoya, bazen bu emarelerin hepsiyle, bazen de bir-ikisiyle kendini hissettirir ki; her zaman halkla beraber olsa da böyle birinin cinnetinde şüphe yoktur.
Paranoya, müstaid ruhlarda hafiften başlar, yavaş yavaş gelişir; derken değişik telkin, tesir, evham bombardımanı ve yanlış muhakeme sebebiyle zamanla tam bir cinnet-i mustatil halini alır ve kahreden bir evhama dönüşür: Böyle bir maraza yakalanan insan, zulme uğrayacağı vehmiyle oturur-kalkar; herkesin kendisi için kötülük planladığı endişesiyle kıvranır durur.. ihtimallere hüküm bina ederek pek çok kimseyi potansiyel suçlu görmeye başlar ve böylelerini bertaraf etme stratejileri üretir; "Onlar bana zulmetmeden ben mutlaka onları ezmeliyim." diyerek masum insanlara karşı savaş ilan eder; kan döker, kan içer ve zamanla adeta bir kanlı kabus halini alır. Bazen kendi kuruntularını ideal sayarak bunları ihya, ikame ve tamim uğruna her türlü fezayi ve fecayii irtikap eder. Bununla da kalmaz, hakimiyetinin temadisine engel gördüğü veya öyle vehmettiği kimselere karşı her zaman hasmane bir tavır içinde bulunur; fırsat doğduğu ve gücü yettiği zaman da bunların hakkından gelmeyi asla ihmal etmez.
Paranoya, bir korku, şüphe ve vehim hastalığı olarak bütün suiniyetlerin, suizanların da kaynağı gibidir. Onun ikliminde şekillenir bütün ayrıştırıcı düşünceler, "biz" ve "ötekiler" mülahazaları. Orada kararlaştırılır nahak yere infazlar ve en dırahşan nasiyeleri karalamalar. İrtica ile alakalı bütün klişeler o evham atmosferinin ürünüdür. Akla-hayale gelmedik bütün baskınlar o vehim atmosferinin boşalması, her şeyin dışa vurmasının da bir ifadesidir.
Paranoyak, kendinden başka kimseyi tanımaz; vefasızdır, ahd ü peymanına asla güven olmaz; kat'iyen adalet tanımaz ve hakka karşı da fevkalade saygısızdır. Dahası o, bu kabil değerlere bağlı yaşamayı aptallık sayar. İnanıyorum dese de inancı yoktur; bu itibarla da halis mü'minlerin en samimane davranışları arkasında dahi dünyevi bazı mülahazaların olabileceği kuşkusuyla oturur kalkar. Zaman zaman en masum hareketlerden dahi işkillenir ve en yararlı gayretleri bile kuşkuyla karşılar ve sorgular.
Paranoyak, aynı zamanda sırf kendini gören, kendini düşünen, kendi cismani arzuları arkasında koşan bir hodgam ve bir bencil; kendine hayranlık duyan ve her halükarda kendini, kendi davranışlarını, eda ve endamını beğenen bir narsistir; kendisinin ortaya koyduğu düşünce, tedbir ve çözümlerin dışındaki her şeye karşı tenkitleri hazırdır. O, yazılıp-çizilen şeylerin hepsini yanlış bulur, söylenen sözlerin tutarsız olduğunu iddia eder ve her şeyi, herkesi kapkara gösterir; çünkü hiç kimse o değildir. Ortaya konan düşünce, tedbir ve çözümler onun kafasından çıkmamıştır; o yazıları o yazmamış ve o sözleri de o söylememiştir. Bu itibarla da, bunların hiçbirinin doğru, yerinde ve isabetli olması düşünülemez.
Paranoyağın dışında her şey; bütün yerler-gökler, dağlar-taşlar, çağlayan sular-uçuşan kuşlar, her yerde kıpır kıpır hareket eden canlılar ve bir üst basamaktaki insanlar, hatta veliler ve peygamberler… evet her şey ve herkes onun nazarında göründüğünden farklıdır ve mutlaka kuşkuyla karşılanmalıdır. Gariptir, o, bu haliyle bir çelişki yaşadığının da farkında değildir; bir taraftan her şeyi, her nesneyi ve herkesi göründüğünden farklı vehmederken, nefsani arzuları ve cismani dürtüleri açısından zevklerine olabildiğine düşkün bir bohem, diğer yandan da çıkarlarının delisi bir hodbin; kin, nefret ve öfkelerinin esiri bir talihsiz ve şehevani duygularının da azat kabul etmez bir kölesidir: Canının istediği her şeyden kam almak ister; bir ömür boyu cismani istekleri arkasında koşturur durur; hayvani hislerini yaşamada ölesiye bir tehalük gösterir; salar kendini her türlü müstehcenlik ve levsiyata.. ne ar, ne haya, ne milli kültür, ne de toplum kuralları; görmez, gözetmez bunları, gördüğü kadar olsun bir saniyelik nefsani tatminini... Benlik, bir baş belası denecek ölçüde kuşatmıştır bütün ufuklarını; kibir, çalım, caka, başkalarını küçük görüp aşağılama onun her zamanki hali; herkese ve her şeye hükmetme humması ise lazım-ı gayri mufarıkıdır. Elinden gelse bütün dünyayı hakimiyeti altına almak ister; bir kere de bunu o mel'un kafasına koymuş ise, gerçekleştirmek için her çareye başvurur, her vesileyi değerlendirir ve gözünü kırpmadan her mesaviyi rahatlıkla irtikap edebilir: yalan söyler, alemi aldatır veya aldatmaya çalışır; verdiği sözlerde durmaz, döner; emanete hıyanet eder, akla-hayale gelmedik entrikalar çevirir, cinayet işler; masum, gayri masum demeden herkesin kanına girer; icabında kendisi gibi düşünenleri bile öldürür; ne yapar yapar, sun'i düşman cepheleri oluşturur ve bütün bunlar insanları aldatmaya yetmediği takdirde ar, namus, şeref, hukuk, demokrasi, adalet, insan hakları demeden "Kuvvetin de layüs'el bir hakkı var." mülahazasıyla yürür bir gece kaba kuvvetle hedef kitlenin üzerine...
Paranoyak hiçbir zaman evrensel insani değerleri görmez ve görmek istemez. O, bu değerleri, hasım ilan ettiği cepheye karşı kullanabildiği takdirde dilden düşürmez; aksine, kendi kirli düşüncelerini gerçekleştirmeye engel gördüğünde de gözünü kırpmadan din, iman, kültür, ahlak, hukuk her şeyi yerle bir eder, sonra da üzerinde tepinir. O, haya hissi olmayan bir yüzsüzdür; ne ettiklerinden utanır, ne de planladığı kötülüklerden; utanmak şöyle dursun, o, yerinde başarılı komplolar kurmayı, değişik entrikalarla ötekiler dediği kimseleri bertaraf edip devre dışı bırakmayı, farklı yol ve yöntemlerle halkın malını iç etmeyi akıllılık, marifet ve başarı sayar; sayar ve herkesin gözünün içine baka baka yer, yutar; sonra da yan gelir, kulağı üzerine yatar.
Paranoyağın davranışları da, zihni yapısı gibi sisli-dumanlı ve değişkendir: Sımsıcak göründüğü durumları olduğu gibi sopsoğuk kesildiği zamanları da az değildir. Düşünce teşevvüşlerine denk renk değişiklikleri de hayret vericidir; bir bukalemun gibi çok rahatlıkla her şekle, her kılığa girebilir ve her kesimden görünebilir. Eğer Müslüman görünmek ona dünyevi bir şey kazandırıyorsa, hemen dindarlık taslamaya durur ve bir mü'min gibi davranır; ezkaza rüzgarlar muhalif esmeye başlarsa, o zaman da asıl kimliğine döner ve kabalıkların en hoyratçasını gösterir. Şartlar ve ortam, gücünü kullanmaya elverişli olduğunda, karşı cephe dediklerinin hiçbirini iflah etmez, hepsini ezer-geçer. Güçsüz düştüğü veya gücünü kullanamadığı durumlarda ise, hiç tereddüt etmeden herkesin elini-ayağını öper ve tam bir zillet tavrı sergiler.
Paranoyak, aklen de, hissen de maluldür. Bu maraz hali onda hem bir tabiat, hem de gaye gibidir; bu itibarla da, her zaman bir seciyesizlik örneği sergilemenin yanında, tıpkı bir kısım frengili ve AIDS'liler gibi sürekli virüsünü başkalarına da bulaştırma hummasıyla yaşar; yaşar ve bir paranoyaklar cephesi oluşturmak için elinden gelen her şeyi yapar: Yerinde kendine karşı mevhum düşmanlar üretir, yerinde hemen herkesin ciddi bir tehdit altında bulunduğu vehmini uyarır; gerekirse kendisi de bizzat, terör türü bir kısım eylemler tertip ederek saf kitleleri böyle bir tehdidin var olduğuna inandırır. Her zaman hile, hud'a düşünür.. yalan söyler.. sürekli iki yüzlü davranır.. çok defa suret-i haktan görünür, herkesi aldatmaya ve kafasında kurguladığı şeylere onları da inandırmaya çalışır; bütün bunları yaparken de elinden geldiğince kendinden emin görünmeye olabildiğine özen gösterir; gösterir ama, yine de her tavrından güvensizlik, telaş ve tedirginlik dökülür.
Aslında o her haliyle tam bir yalandır; oturuşu-kalkışı, ağlayışı-gülüşü, şiddeti-mülayemeti, sevinci-kederiyle mücessem bir yalan. Hep olduğundan farklı görünmeye çalışır; düşündükleri gibi konuşmaz, gerçek niyetini hep saklı tutar ve birbirinden farklı karakterler sergiler. Bu kadar çok varyasyonlu yaşadığından ötürü de, bir gün gerçek yüzünün ortaya çıkacağı endişesiyle sürekli yüreği ağzına gelir ve ölür ölür dirilir. Bu itibarla da, paranoyağın yayıp yağını çıkarmak istediği zahirde başkalarıdır; ama, hakikatte o acayip iğneli fıçı içinde yayılan ve hırpalanan da yine kendisidir. Bu açıdan da, o, yer yer değişik zevk ü safa ve gülüp oynamalarla avunmaya çalışsa da, pek de mutlu olduğu söylenemez.
Paranoyağın iç dünyası tozlu-dumanlı ve fesada açık olduğundan onun en olumlu işlerinde dahi hep bir bozgunculuk ve fesat söz konusudur; ne var ki o, bu fesada "fesat" demeye de hiçbir zaman yanaşmaz; yanaşmaz ve değişik demagojilerle fesadı "salah" göstermeye çalışır. Oturur kalkar bozgunculuk yapar, insanları birbirine düşürür, milletin farklı kesimlerini yer yer karşı karşıya getirir, düşman kamplar oluşturur; sonra bu bölünmüşlüğü, bu çözülmüşlüğü kendi hesabına değerlendirmeye durur. O, kendi gibi düşünmeyenleri veya çıkarlarına engel gördüklerini, yerinde antidemokratik olmakla suçlar, yerinde moderniteyi tehdit ediyor gibi gösterir; bunlar da yetmezse ne yapar eder, irtica yaygaralarıyla herkesin sesini keser ve mutlaka planlarını gerçekleştirir. Yalandır bunların hepsi, fesattır onun bütün yaptıkları, ikiyüzlülüktür her işi ve bir aldatmacadır her tavrı, her düşüncesi. Ama ne kadar insan vardır bütün bunları sezip anlayan!?
Paranoyak tam bir delidir; ne var ki, o bunun farkında değildir. Aksine o, kendini akıllı ve bilgili sanır; dolayısıyla da kendinden başka herkesin bir manada beyinsiz ve muhakemesiz olduğuna inanır. Öyle sansa ve öyle inansa da, hiçbir zaman onun mutlu olduğu söylenemez; zira o, her an kendini ayrı bir düşman cephesi karşısında ve dünya çapında terörist örgütlerle kuşatılmış olarak vehmeder. Korkar ve titrer hayalinde ika ettiği bu saf saf düşmanlardan. Başa çıkamayacağını düşünür ve çevresindekilerden yardım dilenmeyi dener; onları da aynı düşmanların düşmanlığına, insanlık için bir tehdit unsuru olduğuna inandırması lazımdır.. evet ona göre, düşüncelerinin, tasarılarının ve operasyonlarının meşru görünmesi adına herkesin aynı ölçüde vehme ve hezeyana itilmesi zaruridir; zira onun planlarının gerçekleşmesi adına toplumsal, hatta uluslararası bir paranoyaya ihtiyaç vardır. Bunun için de mutlaka şöyle-böyle, gazeteleriyle-mecmualarıyla, televizyonlarıyla-radyolarıyla bütün medya kuruluşları harekete geçirilmeli; çeşit çeşit tehdit unsurları sıralanmalı; demokrasinin, insan haklarının, cumhuriyet esaslarının tehlikede olduğu üzerinde durulmalı; yığınlar, ülkenin ellerinden uçup gideceği yalanına inandırılmalı; saf halk kitleleri üzerinde toplumun dört bir yandan kuşatıldığı vehmi uyarılmalı ve ne yapıp ne edip herkes delirtilmelidir ki zirvedeki mustatil cinnet yadırganmasın.
Evet, ezenlerin, başkalarına hükmetmek isteyenlerin, gözlerine kestirdikleri değişik coğrafyaları işgal edenlerin toplum/toplumlar çapında böyle bir paranoyaya ihtiyaçları var. Kinin, nefretin, hırsın, din düşmanlığının delirttiği bu insanların, idare etmeyi düşledikleri kimseleri korkutarak, ürküterek, telaşlandırarak, vehim ve hezeyana sürükleyerek kendilerine benzetmeye çalışmaları bence bu cinnet mantığına göre normaldir. Aslında böylelerinden başka bir şey beklemek de aldanmışlık olur.
Maalesef bugün, Çin Seddi'nden Merakeş'e, Kapadokya'dan okyanus ötesi ülkelere kadar hemen her yerde iflah etmeyen bir paranoya yaşandığını/yaşatıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun için birkaç düzine terörist lazımsa, paranoya ihtiyacıyla kıvranıp duran mütegallipler, kaba kuvvet temsilcileri, ülkeleri sömürmek isteyen postmodern müstemlekeciler bu işi kiralık birkaç kanlı katille yaptırabilecekleri gibi, üç-beş zavallıyı aldatarak veya robotlaştırarak da arzu ettikleri her renkte, her desende bir sürü terörizm imal edebilirler.
Şimdilerde kısmen de olsa bunu başarmış sayılırlar. Evet, bu kadar alınıp satılan, kiralık kanlı katil veya aldatılmış beyinsiz bulunduktan sonra, her yerde terör adıyla bir fitne ateşi tutuşturabilir, değişik yörelerde suikastlar planlayabilir, dini duygu ve dini düşünceyi kullanarak bazı kıt akılları provoke edebilir; böylece hem bütün bir toplumu hatta insanlığı evham ve hezeyana çekmiş olur, hem de yakıp yıktıklarına, asıp kestiklerine ve üzerine çullanıp ezdiklerine karşı tutarsız da olsa bir bahane bulmuş sayılırlar.
Dünya çapında bütün bu işleri planlayanlar ister birer paranoyak, ister birer psikopat olsun çok fark etmez. Ortada bir gerçek var ki o da; dünyanın bazı bölgelerinde bir kısım kaba kuvvet temsilcilerinin, dünyaya hükmetme ve kendi ideolojilerini hakim kılma hırsıyla; bazı yerlerde de küfre kilitlenmiş bir kısım muannitlerin, küfürlerini, temerrütlerini, din-iman ve Kur'an düşmanlıklarını sürdürebilmeleri için, yığınların vehimlendirilmesine, toplumsal paranoyaların yaşanmasına, kitlelerin hezeyana çekilmesine ihtiyaçları var. Bana öyle geliyor ki, bütün toplum gerçekten cinnet yaşasa dahi, kaba kuvvetin temsilcileri, yalan söylemekten, halkı aldatmaktan, dimağlara vehim pompalamaktan ve herkesi kendilerine benzetmekten vazgeçmeyeceklerdir.

SIZINTI

Yazarın Tüm Yazılarını Göster
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Köşe Yazıları Modülü
En Son Aktif Forum Başlıkları
  Başlık Gösterim Cevaplar En Son Mesaj
Bilmece-Bulmaca
Eğlence-Mizah
1797 33 ates-333
22-11-2009 12:35
ayvagediği nostalji foto be...
Web Sitemiz
1036 4 Mehmet
03-10-2009 13:31
Hoşçakalın...
Serbes Kürsü
464 1 ergenekon
18-09-2009 17:44
lütfen özünüze dönünüz
Serbes Kürsü
584 4 HAYALET
09-08-2009 18:20
yazarlarımız...
Edebiyat
363 0 UNTAKA
02-08-2009 14:48
yazarlarımız...
Edebiyat
271 0 UNTAKA
24-07-2009 15:31
En popüler kim?
AYVAGEDİĞİ VE ÇAPARA DAİR HİKAYELERİNİZ
2883 43 Mehmet
10-07-2009 11:46
İMAMIN AĞAÇ BUDAMA MANTIĞI....
Serbes Kürsü
968 7 sefa
29-06-2009 22:51
Son 24 Saatte Siteye Girenler
son 24 saat içerisinde siteye giren bulunmamakta
©
Son Kaybımız

yusuf ekici
Die maincore.php wurde geändert!
Bitte füge das Security System lt. Online Dokumentation wieder ein.
The maincore.php was modify.
Please read the online documentation and modify your maincore.php again!
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
En Son Ziyaret
UNTAKA 2 gün
Mehmet 5 gün
kosovali 1 hafta
SoGuK KuVeT 2 hafta
gokhanekici 2 hafta
ReNaT 2 hafta
EMEL 2 hafta
yusuf 4 hafta
MURAT CIC... 4 hafta
SMLTMZ 4 hafta

Anket
Sitemizde siyasi konularda (aşırı olmamak kaydıyla) eleştiri yapılmasını ister misiniz?

Evet
Evet
59% [13 Oylar]

Hayır
Hayır
41% [9 Oylar]

Oylar: 22
Başlama Tarihi: 18/09/2009 23:14
Bitiş Tarihi: 23/12/2009 16:34

Anket Arşivi
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

  UNTAKA
07/08/2010 10:13
yav arkadaş biz çalışıyoruz buaralar diğer arkadaşlar idare itsinler balıım yaaaw...

   Mehmet
15/06/2010 11:03
Resim yokmu arkadaşlar.şu sınavlar bi bitsede el atsak siteye.Renat,SMLTM
Z,UNTAKA nirdesiniz siz yav...?

   Mehmet
18/05/2010 09:41
ŞAMPİYON BURSA...HAYIRLI OLSUN.

12/05/2010 13:01
muştan herkese slmlar safak atarsa adana

  kevser
08/05/2010 19:43
mrb bende ayvagedikliyim hemşireler listesine benide ekleyin diyaliz hemşiresiyim Wink

Sayfa oluşturulma süresi: 0.05 saniye 139,535 Tekil Ziyaretçi
   | Üye OL! Şifremi Unuttum?
LİNK | LİNK